Öyle işte.. Varla yok arasında ince bir çizgidir hayat ve nefes almak değil önemli olan dengede durmaktır önce, tabi ki iyiyken yanındadır herkes asıl konu suskunken kaç kişinin farkına vardığıdır bence. Gözü kapalı gelenler olur belki ama hissedebilirmisin arkadan konuşanları ya da ben bilirim yokluğun bir iç çekişten fazlası olduğunu pek tabi ki ama varlıktan başka birşey bilmeyen kişinin yokluk hakkındaki yorumu nedendir diye sorarmısın, kolaydır kalabalıksan! söylenirsin etrafına ya tek kaldığında sorarmısın ”neden yalnızım ben” diye, yine o anlarda yumruğunu sıkabilirsin sinirlendiğinde peki gözlerini sıkabilirmisin üzüldüğünde! hakettiğini yaşadığını düşünerek kandırırsın kendini ya da haketmediğini bütün yaşananları ve çokkez söylemek istediğim bu değildi derken burlursun, gözlerimi kapattığımda gördüğüm dünya bu değil ama demekten alamazsın kendini. Başlarsın söylenmeye; susarak konuşmak, bekleyerek yol almak, düşünürken yorulmakla geçen zamanlarım var benim, yanlış anlaşılmamak için ağzıma gelenlerden eleyerek seçtiğim kelimeler ne kadar samimiyet katabilir hayatıma dersin. Öyle zamanlar olur ki konuşulanlardan anlamaz, konuştuklarını anlatamazsın kimseye ve bir müzikle değiştirisin dünyanı bazen, bazende bir iki fimle geçiştirirsin günü sonra düşünmemek için kitap okursun ama uyuya kalırsın ve sonunda çıkarsın sokaklara ne değişti diye! ne değişebilir ki! dünya aynı.. insanlar aynı.. konuşanlar aynı.. dinleyenler aynı.. bekleyenler aynı.. gidenler aynı.. HERŞEY AYNI…

Öyle işte..

Varla yok arasında ince bir çizgidir hayat ve nefes almak değil önemli olan dengede durmaktır önce, tabi ki iyiyken yanındadır herkes asıl konu suskunken kaç kişinin farkına vardığıdır bence. Gözü kapalı gelenler olur belki ama hissedebilirmisin arkadan konuşanları ya da ben bilirim yokluğun bir iç çekişten fazlası olduğunu pek tabi ki ama varlıktan başka birşey bilmeyen kişinin yokluk hakkındaki yorumu nedendir diye sorarmısın, kolaydır kalabalıksan! söylenirsin etrafına ya tek kaldığında sorarmısın ”neden yalnızım ben” diye, yine o anlarda yumruğunu sıkabilirsin sinirlendiğinde peki gözlerini sıkabilirmisin üzüldüğünde! hakettiğini yaşadığını düşünerek kandırırsın kendini ya da haketmediğini bütün yaşananları ve çokkez söylemek istediğim bu değildi derken burlursun, gözlerimi kapattığımda gördüğüm dünya bu değil ama demekten alamazsın kendini. Başlarsın söylenmeye; susarak konuşmak, bekleyerek yol almak, düşünürken yorulmakla geçen zamanlarım var benim, yanlış anlaşılmamak için ağzıma gelenlerden eleyerek seçtiğim kelimeler ne kadar samimiyet katabilir hayatıma dersin. Öyle zamanlar olur ki konuşulanlardan anlamaz, konuştuklarını anlatamazsın kimseye ve bir müzikle değiştirisin dünyanı bazen, bazende bir iki fimle geçiştirirsin günü sonra düşünmemek için kitap okursun ama uyuya kalırsın ve sonunda çıkarsın sokaklara ne değişti diye! ne değişebilir ki! dünya aynı.. insanlar aynı.. konuşanlar aynı.. dinleyenler aynı.. bekleyenler aynı.. gidenler aynı.. HERŞEY AYNI…

Önünü gören mi var… Sahibinin sözünü dinlemeyen bir köpektir hayat, akışına bırak desen de yalan olur her halt, başka gözle bakarsan yoktur hiç ahmak, sonsuz olur gerçek içinde yaşamak. Bir kere verilir dediklerin yeniden verilir, yüzsüz insan oğlu tahminlere yenilir, vardır bildiğim bir şey diyen kimse çekilsin, önünü gören mi var ki yarını seçsin. Zordur bir seçenek seçmek isterse kolayı, yoktur artık zaman çözememişsen olayı, tek şuçlu vardı oda yanılgıdan dolayı, güneş doğar ama göremezsin doğayı. Nasıl baktığın değil nasıl taktığındır önemlidir insana, yakarsın bazen gemileri değmeyecek bir ana, duygu nedir bilemezsin gelmeden başına, zorlasan da olmaz ama sen yinede zorla..

Önünü gören mi var…

Sahibinin sözünü dinlemeyen bir köpektir hayat,

akışına bırak desen de yalan olur her halt,

başka gözle bakarsan yoktur hiç ahmak,

sonsuz olur gerçek içinde yaşamak.

Bir kere verilir dediklerin yeniden verilir,

yüzsüz insan oğlu tahminlere yenilir,

vardır bildiğim bir şey diyen kimse çekilsin,

önünü gören mi var ki yarını seçsin.

Zordur bir seçenek seçmek isterse kolayı,

yoktur artık zaman çözememişsen olayı,

tek şuçlu vardı oda yanılgıdan dolayı,

güneş doğar ama göremezsin doğayı.

Nasıl baktığın değil nasıl taktığındır önemlidir insana,

yakarsın bazen gemileri değmeyecek bir ana,

duygu nedir bilemezsin gelmeden başına,

zorlasan da olmaz ama sen yinede zorla..

sendebizdensin :)
VAN…
Üstü başı toz içinde kalmış ama silkelenmeyle de kendine gelemez,
Moloz yığını içinde dolaşan insanlar ve betondan mezarlık,
Nerede o polis taşlayan çocuklar, kürtçe konuşan dedeler,
Bütün Türkiye Van üzerinden politika yapmakta ama Van yok ortalıkta,
Sokakları sahipsiz, dilini bilmeyen insanlar yardımda, her şey karışmış birbirine, 
Elektrikler kesilmiş, su yok, hava buz gibi ve jeneratör sesi eşliğinde dozerler,
Yara bere içinde eller, ağlamaktan kan dolmuş gözler, köşeye sıkışmış hayatlar,
Ve yağmur yağmasın diye dualar edilirken birde kar yağmaya başlamış üstüne… 

Sinan MEKE
İNSANLIK DEPREMİ… İnsan her zaman en garip yaratık olmuştur. Dakikası dakikasını tutmayan, sabırsız, huysuz, bencil, sevgiyi tüketen, zamanı tüketen, her şeyi ama her şeyi kolayca tüketmeyi başaran tek yaratık…  Öyle bir acı düşünün ki; annesinin kollarında bir bebek, birbirine sarılmış bir eş, öğretmen, öğrenci, cafede çalışan garson, hastanede doktor, kısacası genç-yaşlı ayırmadan üstünü beton parçaları örtmüş! soğuktan da soğuk, zamansız ve sessiz gelen bir acı her geçen dakika büyüyen, çığlıklara dönüşen, isyanla beslenen ve çaresizlikle biriken bir acı… Herkesin tek bir amacı var, herkesin tek bir yüreği ve herkese yetecek kadar yürek varken neden susmaz kendini bilmeyen! neden aynı yürek onda yoksa oturmaz evinde! neden kapatmaz kendini kapılar ardına. Böylesine bir acı varken neden acınacak hale düşürür insanlığı ve neden yalnız gülmeyi seçer (yalnız ölmeyi!) Ayırmak insanları türk-kürt-laz-çerkez yada alevi-sünni diye ne kazandırır ki o beton yığınının altında insan yatarken!!! her dilden her dinden başka ırklardan insan olsa oradaki ne fark eder! yardıma muhtaç olan insanken. Doğarken verilen insanlık insanlar ölürken nasıl unutulur aklım almıyor. Her şeyin sebep-sonuç ilişkisi içinde yaşandığına inanan bir insan olarak, insanlığını böyle bir durumda yitiren yaratıkları nasıl bir sonuç beklediğini tahmin edebilmek bile üzüyor İNSAN olanı… Sinan MEKE

İNSANLIK DEPREMİ…

İnsan her zaman en garip yaratık olmuştur. Dakikası dakikasını tutmayan, sabırsız, huysuz, bencil, sevgiyi tüketen, zamanı tüketen, her şeyi ama her şeyi kolayca tüketmeyi başaran tek yaratık… 

Öyle bir acı düşünün ki; annesinin kollarında bir bebek, birbirine sarılmış bir eş, öğretmen, öğrenci, cafede çalışan garson, hastanede doktor, kısacası genç-yaşlı ayırmadan üstünü beton parçaları örtmüş! soğuktan da soğuk, zamansız ve sessiz gelen bir acı her geçen dakika büyüyen, çığlıklara dönüşen, isyanla beslenen ve çaresizlikle biriken bir acı…

Herkesin tek bir amacı var, herkesin tek bir yüreği ve herkese yetecek kadar yürek varken neden susmaz kendini bilmeyen! neden aynı yürek onda yoksa oturmaz evinde! neden kapatmaz kendini kapılar ardına. Böylesine bir acı varken neden acınacak hale düşürür insanlığı ve neden yalnız gülmeyi seçer (yalnız ölmeyi!) Ayırmak insanları türk-kürt-laz-çerkez yada alevi-sünni diye ne kazandırır ki o beton yığınının altında insan yatarken!!! her dilden her dinden başka ırklardan insan olsa oradaki ne fark eder! yardıma muhtaç olan insanken. Doğarken verilen insanlık insanlar ölürken nasıl unutulur aklım almıyor. Her şeyin sebep-sonuç ilişkisi içinde yaşandığına inanan bir insan olarak, insanlığını böyle bir durumda yitiren yaratıkları nasıl bir sonuç beklediğini tahmin edebilmek bile üzüyor İNSAN olanı…

Sinan MEKE

Öyle bir an gelir ki nefesler tutulur, gözler dolar, boğazlar düğümlenir tam gülmeye hazırlanırken ağlatır insanı, gelen o son haber…
Huzur içinde uyu Yunus…
Doğum günüm :) Öyle bir gündür ki bugün nasıl anlatılır heh şöyle ”ağzımdan çıkanla kulağımın duyduğunun aynı şey olmadığının farkına varamadığım” bi gündür :) Bir ton iş-güç, koşuşturmaca (bende yok tabi) varken hayatta birde 1 senede bir olan bir durum vardır ki ben ona bu yaşıma kadar daha alışamadım. Bugün 25 oldum ne oldu nasıl olduysa gözlerimi açamadan değil kapatamadan oldu hemde :) her yaşın ayrı bir güzelliği var diyenlere lafım, yok öyle bir şey onun doğrusu her yaşın bir önceki yaşı yalan ettiği var..  Yazıma doğum günüyle ilgili yazılan bir kaç şarkı sözüyle devam etmek istiyorum; Bugün benim doğum günüm hem sarhoşum hem yastayım, bir bar taburesi üstünde babamın ikinci çocuğunu yaptığı yaştayım :)) Doğum günün kutlu olsun mutlu ol senelerce, sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene, arkadaşlar beni arar kaç oldum bilin bu sene :) gibi birkaç ekleme yaparak söylenebilecek parçalar biliyorum ama benim için doğum günü üzerine yazılmış en güzel şarkı sözü; İyi ki doğdun şarkılarını okumasınlar kabullenmek zor, iyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki varım ben…dir. Dünya kaç insana hoş geldin deyip, kaç insanı uğurladı işin özü biz yalnız değiliz, yalnız olan dünya ve yalnız olduğu için ait değiliz dünyaya ama bugün de seninleyiz dünya… :) Sinan MEKE

Doğum günüm :)

Öyle bir gündür ki bugün nasıl anlatılır heh şöyle ”ağzımdan çıkanla kulağımın duyduğunun aynı şey olmadığının farkına varamadığım” bi gündür :) Bir ton iş-güç, koşuşturmaca (bende yok tabi) varken hayatta birde 1 senede bir olan bir durum vardır ki ben ona bu yaşıma kadar daha alışamadım. Bugün 25 oldum ne oldu nasıl olduysa gözlerimi açamadan değil kapatamadan oldu hemde :) her yaşın ayrı bir güzelliği var diyenlere lafım, yok öyle bir şey onun doğrusu her yaşın bir önceki yaşı yalan ettiği var.. 

Yazıma doğum günüyle ilgili yazılan bir kaç şarkı sözüyle devam etmek istiyorum;

Bugün benim doğum günüm hem sarhoşum hem yastayım, bir bar taburesi üstünde babamın ikinci çocuğunu yaptığı yaştayım :))

Doğum günün kutlu olsun mutlu ol senelerce, sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene, arkadaşlar beni arar kaç oldum bilin bu sene :)

gibi birkaç ekleme yaparak söylenebilecek parçalar biliyorum ama benim için doğum günü üzerine yazılmış en güzel şarkı sözü;

İyi ki doğdun şarkılarını okumasınlar kabullenmek zor, iyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki varım ben…dir.

Dünya kaç insana hoş geldin deyip, kaç insanı uğurladı işin özü biz yalnız değiliz, yalnız olan dünya ve yalnız olduğu için ait değiliz dünyaya ama bugün de seninleyiz dünya… :)

Sinan MEKE